12 Temmuz 2014 Cumartesi

The Wedding Band / 2012


Selam millet..
Sınava hazırlandığım dönemde ne izleyim ne izleyim diye dolanırken tesadüfen görüp izlediğim dizilerden biriyle geldim bugün..

Wedding Band 2012-2013 yılında ekranlara gelen Amerikan yapımı komedi dizisi olmasına karşın tek sezon olması sebebiyle çerezlik sayılabilecek yapımlardan..Topu topu 10 bölümcük yani..

Final olarak verdikleri bölüm aslında devamında neler olduğunu baya merak ettiriyo ama yapımcıdan izin çıkmayınca devamı çekilmemiş ve bizim diziler gibi zınk diye bitiriverip,elde kalan bölümü final diye seyirciye kakalayıvermişler..

Soldan sağa
Yerleşik hayata geçmiş ,evli barklı çoluğu çoğu olan ama müzikten ayrılamamış Eddie
Grubun daldan dala hoplayanı ,kız peşinde koşanı Tommy,
Grubun ünlüsü ,bi sürü ödüllüsü Stevie 
ve Eddie'nin kardesi,ezik baterist Barry..

Oyuncu kadrosunda bilindik oyuncular olmasına karşın diziyi götüren şahıs Megan fox'un kocası olan Brian Austin Green..Hatta birkaç bölümde Megan Fox da oynamış..Ayrıca şarkılara yapılan yeni düzenlemelerde gayet hoştu söylemeden geçemiycimmm..


Neyse konuya gelirsek eğer Wedding Band hayata tutunamamış,hayattan beklentisi olmayan ve hiçbir yerde dikiş tutturamamış 4 umursamaz adamın sıkı dostluğunu,maceralarını,başlarından geçen ilginç olayları ve eğlenceli hayatlarını anlatıyo.

Kendi hayatları hiç normal gitmeyen bu adamların tek yapabildikleri şey şehir düğünlerine katılıp eğlenmek olunca sadece şehir düğünleriyle de kalmayıp bekârlığa veda partilerine, mezun toplantılarına ve buna benzer eğlencenin, içkinin ve nedimelerin olduğu tüm alanlarda boy gösteriyolar. 
Hayatları düğünlerde çalan gruptan öteye gidemeyince kendilerini eğlenceye, içkiye, müziğe vuran grubumuz çılgınlıkta sınır tanımıyo diyebiliriz..Ve rakip grup Armegeddon'la olan didişmelerini de unutmamak lazım..
    

Envai çeşit düğün görmesi bakımından eğlenceli ama düğünlerin sonunda mutlaka tabiri caizse götürülen nedimelerin olması biraz bayıyo bi süre sonra..Lakin şu üstteki kırmızılı hatunun asistanı olan pembeli hatuna yaptıkları komikti..Her bölümde giren tanıdık konuk oyuncular diziye renk katsa da yinede dizinin anlattığı belli bir konu yada belli bir olay örgüsü yok..

Bu açıdan bakıldığında pek matah bişi diilmiş gibi görünüyo -ki bence öyle- ama çerezlik bişi arıyorsanız belki iyi bir seçim olabilir..Ama mübarek ramazan günü müstehcen sahnelere dikkat.. :D

    

6 Temmuz 2014 Pazar

Mim : Soru-Cevap 20 ...

Selam millet.. 
Sınav yüzünden iyice yaydığım blogumu böyle blog çölünde başıboş, avare bırakmışken aslında dönüşümü böyle kolaya kaçarak ilan etmek istemezdim ama mimin süresi dolmadan bunu da yazmam lazım..(belki de çoktan dolmuştur) :p 
Eva çok sağol bebişim..Sayende acık daha tembellik yapabilcem.. :D
Blog açma hikayeniz nedir?
Aslında hiiiiç öyle alengirli bi hikayem yok..3 arkadaş birlikte oluşturduğumuz ve asya kültürüyle ilgili yazdığımız bi blog daha var zaten ama bunda herşey olsun istedim..Tek bişeye bağlı kalmadan..Yazsam mı yazmasam mı kotarabilirmiyim acaba diye düşünürken öyle ortaya çıktı işte..
Blogunuzun ismi nereden geliyor?
Nickimden geliyo aslında..Sonradan değiştiririm diye düşündüm ama sevdim..Şimdi bi baktım da..Kalsın kalsın iyi böyle.. :)


Hangi mevsimi seversiniz?
İlkbahardan yaza geçiş dönemi..:D Ne çok sıcak ne çok soğuk..Mis gibi çiçek,ıslak toprak kokusu,bayıltmayan sıcacık güneş filan..
Bu mevsim size neyi çağrıştırıyor?


Immm karpuz,kavun..:D Bide pencerelerden püfür püfür rüzgar eserken uyumak..

Kırmızı ruj mu eyeliner mı?

Sanırım kırmızı ruj..Daha çok pembe insanıyım ama bu ara kırmızıyı seviyorum..

Blog yazmak size ne kazandırdı?
Daha fazla arkadaş.. :D
Kitap okumak mı bir şeyler yazmak mı?

Kitap,kitap,kitap...

Şiir mi, roman mı, hikaye mi?
Ay roman kesinlikle..Hikayede olur ama şiir diyince bile içim kıyılıyo... hoff..





En çok etkilendiğin film?

Yerçekimi (gravity)..Gıcık kardeşimin gecenin bi yarısı açıp sonra uyuyunca tek başıma izlemek zorunda kaldığım film..Yemişim uzayını arkadaş ,ayağım toprağa bastığı sürece mutlu bi insanım ben.Bunun yüzünden hayatımda bu kadar gerildiğimi hatırlamıyorum yeminle yaa..
Hoff hafakanlar bastı yine beni..
Hangi tür kitap/film?
Her tür kitabı okurum..Ama filmde tercihim romantik komedi..Sevmiyorum beni geren şeyleri.


Öğrenci olma mı iş hayatı mı?
Yarı zamanlı öğrencilik...kkk


Kitap okumak mı film izlemek mi?
Kitap tabiside..
Klasik giyim mi spor giyim mi?
%50---%50 diyelim şuna...


Almaktan asla vazgeçmeyeceğiniz şey?
Kar küresi..<3


En sevdiğiniz yemek?
Ooo liste uzun ama Hangel birinciliğe oynar ..






En sevdiğiniz dizi?
My Girl..


Özel yeteneğin olsa bunun ne olmasını isterdin?
Görünmez olmak hiç fena olmazdı..Olmuyosa HP'nin görünmezlik pelerini de işimi baya görürdü.. kkk

Hasta olmanın en kötü yanı nedir?
Ağrı çekmek..Ya da ortalıkta fırt fırt diye dolanmak...


Alınacak listen var mı?

Yok demeyi planlıyodum ama düşününce galiba birazcık varmış.. :D
İlk aldığın makyaj malzemesi?

Metalik beyazımsı oje..Çok seviyorum.. :)



Baya geciktim aslında bu mim için ama yapmadılarsa mim'i Supercell'e eskaymak'a ve koremasalı'na paslıyorum..




2 Temmuz 2014 Çarşamba

Psikolojik Araştırmalar...



'' Yapılan Psikolojik araştırmalara göre, birini sürekli düşünüyorsanız ve bunu engelleyemiyorsanız,
 sebebi düşündüğünüz kişinin de sizi düşünmesidir. ''

Diyor kaynağı bilinmeyen bir araştırma..
Doğru olabilir mi acaba,mümkün mü böyle bişey?


6 Mayıs 2014 Salı

Aşk Mektupları / Letters to Juliet 2010


New York’ta yaşayan Sophie nişanlısı Victor ile birlikte ön balayı için İtalya’nın Verona şehrine gider.Şehri dolaşırken ziyaret ettiği yerlerden biri de Juliet’in Evi olur.Buradaki duvar aşk için tavsiye isteyenlerin mektupları ile doludur.
Herkes çekildikten sonra mektupları toplayan kadını takip ettiğinde kendilerine Juliet'in Sekreterleri diyen bi grupla karşılaşır..Merakına yenik düşüp gruba katıldığının ertesi günü Sophie bir mektubu almak isterken duvardaki taş düşer ve içinden 50 sene öncesine ait bir zarf çıkar.



Mektubun sahibi, Lorenzo adlı gence aşık olan fakat onu terketmek zorunda kalan Claire’dir.aradan çok zaman geçmesine rağmen yinede mektup yazıp Claire ulaşan Sophie, o ve yakışıklı torunu Charlie ile birlikte yıllar sonra Lorenzo’yu bulmak için yola koyulur.
Bu yolculuk hepsinin hayatını değiştirecektir.

Açıkçası arkadaş tavsiyesiyle başladığım bu filmi bu kadar seveceğimi düşünmemiştim ama sevdim..Gerçekten..

Konu olarak biraz içi boş,biraz zayıf kalsa da anlatılmaya çalışılan hikaye,çekilen yerlerin olağanüstü güzelliği ve büyüleyen eski evler,tarlalar izlerken karakterlere değilde daha çok çevreye odaklanmamı sağladı diyebilirim..
Çünkü normalde İtalya öyle çok ilgimi çeken bi yer diil..Avrupa şehirlerinin soğuk duruşu yüzünden görmek istediğim şehirler sıralamasında belki ortalarda bi yerde ama bu filmde gördüğüm o yerler çok değişik bişiydi..Soğuk bi günde izlediğimden belki bilmiyorum ama o sıcaklığı sevdim..Garip bi şekilde kendimi iyi hissettirdi bana..Birde yemeklere azıcık odaklansalardı..3-5 tarif alabilseydim benden mutlusu olmazdı sanırım..Neyse...  :)))


Bunların dışında karakterlerde fena değildi..Claire'in (yaşlı teyze) o kadar yol tepip Lorenzo'yu bulduğunda verdiği tepkilere çok güldüm..Tipik ergen kız durumu ve tepkisiydi ki sanırım hatun kısmı olarak hiç değişmiyoruz.. :D

Her yaşta verdiğimiz aşk mücadelesi hiç bitmicek bu gidişle de.. 

Başroldeki Amanda nam-i diğer Sophie rolünü iyi kotarmıştı..Giydiği kıyafetler ve finaldeki örgülü saçları çok hoştu ,çok beğendim..Ayrıca Sophie'nin tipik Amerikalı gel-gitleri ,Charlie'nin soğuk ve katı İngiliz duruşunun zamanla yumuşaması pambık gibi olmasını adım adım izlemek güzeldi..Gerçi Charlie'nin tipinden çok hoşlanmadım ama neyse film hatırına görmezden geliyorum...kkk


Kısacası izlerken ben çok keyif aldım..Uzun zamandır böyle güzel ve izlerken insanı yormayan film izlememiştim ve açık söylemek gerekirse bu çok iyi geldi..Eğer sizde romantik bişiler izlemek isterseniz bu film çok iyi bi seçim olabilir..Keyifli seyirler...


Burda da filmi bana tavsiye eden arkadaşımın filmle ilgili yorumları var..Okumak için tıktık...

25 Nisan 2014 Cuma

Mim; Kapatıyoruz!

Geçtiğimiz günlerde ülke gündemini fazlasıyla meşgul eden bi konu olan twitter'ın kapanma mevzusu üzerine  La Fea ve Miss Nefertiti, sanal alemin yeni sosyalleşme alanları kapanırsa son sözünüz ne olur diye bir mim başlattılar..Tabi ben her zamanki gibi geç kaldım yazmak için..Derslerden ,misafirlerden ve bilumum gereksiz işten başımı kaldırıpta pc başına oturamıyorum ki arkadaş..Acık sosyalleşip 2 kelam edeyim.. :p
Neyse az biraz gecikmeyle pek sevgili kuzu supercell'imin pasladığı mim'in başına bugün oturabildim..Bide ayıptır söylemesi bi post yazmak o kadar zamanımı alıyo ki pc başından kalktığımda yeminle bi yerlerim tutulmuş oluyo.Bi çare lazım buna ya neyse konu bu diil..

Şimdi Facebook kapatılsaydı eğer son sözüm öyle afiili ağır oturaklı şeyler olmazdı büyük ihtimalle..
Zaten sosyal medya denilen şeyi oyun oynamak yada 3-5 ıvır zıvır iş için kullandığımdan öyle söylicek sözüm de yok ama son bir kez arama butonunu kullanıp, duvarımı işgal eden ama nezaket icabı bişey diyemediğim tüm gereksiz kişiler için biber oğlan eşliğinde '' az bi rahat verin lan '' son sözüm olurdu sanırım.. :D ( Evet arada kibar-nazik kız imajını yıkmak gerek..:P )

Twitter kapandığında ise ''yine geleceeeemm'' diyip bu gif eşliğinde veda edebilirdim ama hazırlıksız yakalandım o ayrı tebi.. :D  Son birkez suju profilleri talan etmekte hiç fena olmazdı .. 

Tumblr kapanırsa sanırım içlerinde en çok üzüleceğim şey bu olurdu..Çünkü blogumun görsel desteği,sponsoru burası..Uzun bi süre post yazamazdım sanırım..
Son mesajım da sanırım böle bişi olurdu..

İnstagram için ise söylicek bişeyim olmazdı çünkü instagram maceram açtıktan sonra çok sıkıcı bişi olduğuna karar verip kapattığımdan baya kısa sürdü..
Ama yinede bişi paylaşmak gerekirse sanırım o şey bu olurdu... :D


Son olarak ise bu mimi çook uzun zamandır bloglarında bişi paylaşmayan doğu denizi' ve drwilldone'a paslıyorum ki en kısa zamanda geri sahalara dönsünler..
Şimdiden kolay gelsin bayanlar.. :))

12 Nisan 2014 Cumartesi

Harry Potter Serisine Yeni Film Geliyor !..


J.K. Rowling’in yazdığı ve Harry Potter serisinde de bahsedilen; Harry Potter’ın ders kitaplarından biri olan “Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?” film olarak karşımıza çıkıyor.



Filmin yapımcı firması Warner Bros.’un CEO’su Kevin Tsujihara, filmin üçleme olacağını duyurdu. 42 sayfalık bir kitabın ne şekilde bir film olacağını merak ediliyordu ama bu kitapla adamlar üç film çekeceklerini açıkladılar.

Eylül 2013′te J.K. Rowling, kitabı senaryolaştıracağını ve kurguyu da tamamen Büyüzooloji uzmanı olan Newt Scamander üzerine kuracağını belirtmişti. (benim niye haberim yok acabaa) Anlaşılan bu kurgu aldı başını gitti ve hikaye de 3 filme yetebilecek kadar doldu.

Newt’in hikayesi, Harry’nin dünyaya gelmesinden 70 yıl öncesinde New York’ta başlayacak ve çok daha geniş bir büyücüler aleminin kapıları izleyiciye aralanacak. Pek çok fantastik yaratığı birarada göreceğimiz hikayenin ana kahramanı Newt Scamander kimdir, isterseniz ona bakalım.


Newt Scamander
Newton (“NEWT”*) Artemis Fido Scamander, 1897′de doğdu. Efsanevi canavarlara duyduğu ilgi, gösterişli Hipogrif’leri yetiştirmeye çok meraklı olan annesi tarafından teşvik edildi. Mr Scamander, Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’ndan mezun olduktan sonra Sihir Bakanlığı’na girdi, Sihirli Yaratıkların Düzenlenmesi Ve Denetimi Dairesi’nde çalışmaya başladı.
 Ev-Cinlerinin Yerleştirilmesi Dairesi’nde, “son derece sıkıcı” olarak tanımladığı iki yıl geçirdikten sonra, Canavarlar Bölümü’ne aktarılıp, garip ve sihirli canavarlar hakkındaki mükemmel bilgisi sayesinde orada hızla terfi etti. 1947′deki Kurtadam Kayıtları’nın yaratılmasından neredeyse tek başına sorumlu olmasına rağmen, en çok, 1965′te onaylanmış olan ve Britanya’da yeni ve ehlileştirilemez canavarların yaratılmasını etkin biçimde engelleyen Deneysel Yetiştirme Yasağı ile gurur duyduğunu söyler.
Mr Scamander’ın Ejderha Araştırma ve Kısıtlamaları Bürosu ile olan çalışmaları, ülkesi dışında birçok araştırma gezisine çıkmasına yol açtı. Bu çalışmalar sırasında, şimdi 52′nci baskısı yapılan dünya çapındaki çok-satan kitabı Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar? kitabı için bilgi topladı.
  Newt Scamander, sihirli canavarların incelenmesi bilimi Büyüzooloji’ye hizmetleri nedeniyle 1979′da İkinci Sınıf Merlin Nişanı’yla ödüllendirildi. Şimdi emekli olan yazar, eşi Porpentina ve ehli Mıncık’ları Hoppy, Milly ve Mauler ile Dorset’te yaşıyor.
* Newt kelimesi İngilizcede “su keleri” anlamına gelir.

Anlaşılan Harry Potter serisinin devamı yerine bi süre bu seriyle devam edicez gibi görünüyo..Yayın tarihi için kesin bilgiler olmamakla beraber en erken 2016 vizyona girer deniliyo ama dediğim gibi bilgiler henüz net değil..Yinede Harry Potter dünyasına tekrar geri dönmek çok heyecan verici.. :)

2 Nisan 2014 Çarşamba

Bol Müzikli Bir Animasyon: Karlar Ülkesi / Frozen (2013)

Selam millet..
Yılın en popüler animasyonu sonunda En İyi Animasyon dalında ki Oscar'ın sahibi oldu bizde rahatladık..Vizyonda olduğu süre boyunca boy boy cosplaylarini görmekten ve ''let it go'' şarkısının zibilyon seçenekli coverlarını dinlemekten içim şişsede yinede sevdiğim bi animasyon olduğundan sesimi çıkartmıyorum..Evet çok çıkarmıyorum..Neyse..
Filmimiz Arendelle Krallığının 2 prensesi olan Elsa ve Anna'nın minnak halleriyle başlıyor.. Eğlenirken bi anda yapılan hata Elsa'nın seneler boyunca kendini insanlardan ama en önemlisi kardeşi Anna'dan uzak tutmasına neden olur..
Olayla ilgili bütün anıları silinen Anna'nın olup bitenden haberi olmadığından buna bi anlam veremez ama yinede ablasıyla iletişim kurmanın her türlü yolunu da dener..Lakin Elsa'nın taç giyme töreninde bugüne kadar bastırılmış olan duygular açığa çıkınca işler kontrolden çıkar ve Elsa krallığı bi anda buzlar ülkesine çevirir..
Üstelik Elsa tek çıkış yolunu kaçmak olarak görünce,maceracı ve iyi kalpli bir kız olan Anna, hem kız kardeşi Prenses Elsa'yı bulup yaşadığı krallığa sonu olmayan kış getiren laneti bitirmesini sağlamak hemde şehrindeki insanları önceki güzel günlerine götürmeye karar verir. 
Destansı bir yolculuğa çıkan Anna'nın yol arkadaşı ise usta bir dağcı olan Kristoff ve onun biricik dostu güvenilir Ren geyiği Sven'dir. yolculuk devam ederken Olaf isimli bir diğer yol arkadaşları daha olur. Olağanüstü yaratıklar ve korkutucu büyüler eşliğinde devam eden yolculuğun her dönemecinde farklı bir tehlike ortaya çıkar. Yolculuğun asıl zor yanı ise zamanla yarışıyor oldukları gerçeğidir. 
Konusundan da anlaşılacağı üzere bol ekşınlı bi animasyonla karşı karşıyayız..Animasyon takıntım artık herkesçe biliniyo ama ben bu bol karlı, ışıltılı,buzlu animasyon filmini izlerken çoook eğlendim,çokta beğendim..Görselliği ve karakterleri her filmde bi gıdım daha ileri taşıyan Disney bunda da harika bi iş çıkartmış bence..Gerçi son birkaç filmdeki büyük göz çizimleri animelere taş çıkartıcak boyuta geldi ama neyse bundan sonrakilerin nasıl olacağını bakıp görücez..

Bunun dışında karakterlerin hepsi iyiydi ama Kardan adam Olaf ve Ren geyiği Sven'in haşarılıklarını izlemek daha bi keyifliydi..Ayrıca her ne kadar ''Let it Go'' şarkısından vizyonda olduğu süre boyunca sürekli dinlemek zorunda bırakıldığımdan yılsam da ,yinede bana film izlerken '' woaa iyi şarkıymış '' dedirttiğini kabul etmeliyim.. :D
Kısacası tam anlamıyla kışı yaşayamadığımız bu mevsimde ailecek izlenecek yada kendinizi iyi hissettirecek eğlenceli bişey arıyosanız ,7.9'luk imdb puanı ve 102 dklık süresiyle bol müzikli ve fantastik Frozen tam size göre bi film..
Şimdiden keyifli seyirler.. :)))
bu bakış...kkk..
sırf bunu bulabilmek için kaç tumblr hesabını talan ettiğime inanamazsınız.. :D
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...