25 Nisan 2014 Cuma

Mim; Kapatıyoruz!

Geçtiğimiz günlerde ülke gündemini fazlasıyla meşgul eden bi konu olan twitter'ın kapanma mevzusu üzerine  La Fea ve Miss Nefertiti, sanal alemin yeni sosyalleşme alanları kapanırsa son sözünüz ne olur diye bir mim başlattılar..Tabi ben her zamanki gibi geç kaldım yazmak için..Derslerden ,misafirlerden ve bilumum gereksiz işten başımı kaldırıpta pc başına oturamıyorum ki arkadaş..Acık sosyalleşip 2 kelam edeyim.. :p
Neyse az biraz gecikmeyle pek sevgili kuzu supercell'imin pasladığı mim'in başına bugün oturabildim..Bide ayıptır söylemesi bi post yazmak o kadar zamanımı alıyo ki pc başından kalktığımda yeminle bi yerlerim tutulmuş oluyo.Bi çare lazım buna ya neyse konu bu diil..

Şimdi Facebook kapatılsaydı eğer son sözüm öyle afiili ağır oturaklı şeyler olmazdı büyük ihtimalle..
Zaten sosyal medya denilen şeyi oyun oynamak yada 3-5 ıvır zıvır iş için kullandığımdan öyle söylicek sözüm de yok ama son bir kez arama butonunu kullanıp, duvarımı işgal eden ama nezaket icabı bişey diyemediğim tüm gereksiz kişiler için biber oğlan eşliğinde '' az bi rahat verin lan '' son sözüm olurdu sanırım.. :D ( Evet arada kibar-nazik kız imajını yıkmak gerek..:P )

Twitter kapandığında ise ''yine geleceeeemm'' diyip bu gif eşliğinde veda edebilirdim ama hazırlıksız yakalandım o ayrı tebi.. :D  Son birkez suju profilleri talan etmekte hiç fena olmazdı .. 

Tumblr kapanırsa sanırım içlerinde en çok üzüleceğim şey bu olurdu..Çünkü blogumun görsel desteği,sponsoru burası..Uzun bi süre post yazamazdım sanırım..
Son mesajım da sanırım böle bişi olurdu..

İnstagram için ise söylicek bişeyim olmazdı çünkü instagram maceram açtıktan sonra çok sıkıcı bişi olduğuna karar verip kapattığımdan baya kısa sürdü..
Ama yinede bişi paylaşmak gerekirse sanırım o şey bu olurdu... :D


Son olarak ise bu mimi çook uzun zamandır bloglarında bişi paylaşmayan doğu denizi' ve drwilldone'a paslıyorum ki en kısa zamanda geri sahalara dönsünler..
Şimdiden kolay gelsin bayanlar.. :))

12 Nisan 2014 Cumartesi

Harry Potter Serisine Yeni Film Geliyor !..


J.K. Rowling’in yazdığı ve Harry Potter serisinde de bahsedilen; Harry Potter’ın ders kitaplarından biri olan “Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?” film olarak karşımıza çıkıyor.



Filmin yapımcı firması Warner Bros.’un CEO’su Kevin Tsujihara, filmin üçleme olacağını duyurdu. 42 sayfalık bir kitabın ne şekilde bir film olacağını merak ediliyordu ama bu kitapla adamlar üç film çekeceklerini açıkladılar.

Eylül 2013′te J.K. Rowling, kitabı senaryolaştıracağını ve kurguyu da tamamen Büyüzooloji uzmanı olan Newt Scamander üzerine kuracağını belirtmişti. (benim niye haberim yok acabaa) Anlaşılan bu kurgu aldı başını gitti ve hikaye de 3 filme yetebilecek kadar doldu.

Newt’in hikayesi, Harry’nin dünyaya gelmesinden 70 yıl öncesinde New York’ta başlayacak ve çok daha geniş bir büyücüler aleminin kapıları izleyiciye aralanacak. Pek çok fantastik yaratığı birarada göreceğimiz hikayenin ana kahramanı Newt Scamander kimdir, isterseniz ona bakalım.


Newt Scamander
Newton (“NEWT”*) Artemis Fido Scamander, 1897′de doğdu. Efsanevi canavarlara duyduğu ilgi, gösterişli Hipogrif’leri yetiştirmeye çok meraklı olan annesi tarafından teşvik edildi. Mr Scamander, Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’ndan mezun olduktan sonra Sihir Bakanlığı’na girdi, Sihirli Yaratıkların Düzenlenmesi Ve Denetimi Dairesi’nde çalışmaya başladı.
 Ev-Cinlerinin Yerleştirilmesi Dairesi’nde, “son derece sıkıcı” olarak tanımladığı iki yıl geçirdikten sonra, Canavarlar Bölümü’ne aktarılıp, garip ve sihirli canavarlar hakkındaki mükemmel bilgisi sayesinde orada hızla terfi etti. 1947′deki Kurtadam Kayıtları’nın yaratılmasından neredeyse tek başına sorumlu olmasına rağmen, en çok, 1965′te onaylanmış olan ve Britanya’da yeni ve ehlileştirilemez canavarların yaratılmasını etkin biçimde engelleyen Deneysel Yetiştirme Yasağı ile gurur duyduğunu söyler.
Mr Scamander’ın Ejderha Araştırma ve Kısıtlamaları Bürosu ile olan çalışmaları, ülkesi dışında birçok araştırma gezisine çıkmasına yol açtı. Bu çalışmalar sırasında, şimdi 52′nci baskısı yapılan dünya çapındaki çok-satan kitabı Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar? kitabı için bilgi topladı.
  Newt Scamander, sihirli canavarların incelenmesi bilimi Büyüzooloji’ye hizmetleri nedeniyle 1979′da İkinci Sınıf Merlin Nişanı’yla ödüllendirildi. Şimdi emekli olan yazar, eşi Porpentina ve ehli Mıncık’ları Hoppy, Milly ve Mauler ile Dorset’te yaşıyor.
* Newt kelimesi İngilizcede “su keleri” anlamına gelir.

Anlaşılan Harry Potter serisinin devamı yerine bi süre bu seriyle devam edicez gibi görünüyo..Yayın tarihi için kesin bilgiler olmamakla beraber en erken 2016 vizyona girer deniliyo ama dediğim gibi bilgiler henüz net değil..Yinede Harry Potter dünyasına tekrar geri dönmek çok heyecan verici.. :)

2 Nisan 2014 Çarşamba

Bol Müzikli Bir Animasyon: Karlar Ülkesi / Frozen (2013)

Selam millet..
Yılın en popüler animasyonu sonunda En İyi Animasyon dalında ki Oscar'ın sahibi oldu bizde rahatladık..Vizyonda olduğu süre boyunca boy boy cosplaylarini görmekten ve ''let it go'' şarkısının zibilyon seçenekli coverlarını dinlemekten içim şişsede yinede sevdiğim bi animasyon olduğundan sesimi çıkartmıyorum..Evet çok çıkarmıyorum..Neyse..
Filmimiz Arendelle Krallığının 2 prensesi olan Elsa ve Anna'nın minnak halleriyle başlıyor.. Eğlenirken bi anda yapılan hata Elsa'nın seneler boyunca kendini insanlardan ama en önemlisi kardeşi Anna'dan uzak tutmasına neden olur..
Olayla ilgili bütün anıları silinen Anna'nın olup bitenden haberi olmadığından buna bi anlam veremez ama yinede ablasıyla iletişim kurmanın her türlü yolunu da dener..Lakin Elsa'nın taç giyme töreninde bugüne kadar bastırılmış olan duygular açığa çıkınca işler kontrolden çıkar ve Elsa krallığı bi anda buzlar ülkesine çevirir..
Üstelik Elsa tek çıkış yolunu kaçmak olarak görünce,maceracı ve iyi kalpli bir kız olan Anna, hem kız kardeşi Prenses Elsa'yı bulup yaşadığı krallığa sonu olmayan kış getiren laneti bitirmesini sağlamak hemde şehrindeki insanları önceki güzel günlerine götürmeye karar verir. 
Destansı bir yolculuğa çıkan Anna'nın yol arkadaşı ise usta bir dağcı olan Kristoff ve onun biricik dostu güvenilir Ren geyiği Sven'dir. yolculuk devam ederken Olaf isimli bir diğer yol arkadaşları daha olur. Olağanüstü yaratıklar ve korkutucu büyüler eşliğinde devam eden yolculuğun her dönemecinde farklı bir tehlike ortaya çıkar. Yolculuğun asıl zor yanı ise zamanla yarışıyor oldukları gerçeğidir. 
Konusundan da anlaşılacağı üzere bol ekşınlı bi animasyonla karşı karşıyayız..Animasyon takıntım artık herkesçe biliniyo ama ben bu bol karlı, ışıltılı,buzlu animasyon filmini izlerken çoook eğlendim,çokta beğendim..Görselliği ve karakterleri her filmde bi gıdım daha ileri taşıyan Disney bunda da harika bi iş çıkartmış bence..Gerçi son birkaç filmdeki büyük göz çizimleri animelere taş çıkartıcak boyuta geldi ama neyse bundan sonrakilerin nasıl olacağını bakıp görücez..

Bunun dışında karakterlerin hepsi iyiydi ama Kardan adam Olaf ve Ren geyiği Sven'in haşarılıklarını izlemek daha bi keyifliydi..Ayrıca her ne kadar ''Let it Go'' şarkısından vizyonda olduğu süre boyunca sürekli dinlemek zorunda bırakıldığımdan yılsam da ,yinede bana film izlerken '' woaa iyi şarkıymış '' dedirttiğini kabul etmeliyim.. :D
Kısacası tam anlamıyla kışı yaşayamadığımız bu mevsimde ailecek izlenecek yada kendinizi iyi hissettirecek eğlenceli bişey arıyosanız ,7.9'luk imdb puanı ve 102 dklık süresiyle bol müzikli ve fantastik Frozen tam size göre bi film..
Şimdiden keyifli seyirler.. :)))
bu bakış...kkk..
sırf bunu bulabilmek için kaç tumblr hesabını talan ettiğime inanamazsınız.. :D

21 Mart 2014 Cuma

Islık Çalabilme Denemeleri Part 2 :D

Selam millet..
Vakti zamanında şöyle bir yazı yazmıştım hatırlarsanız eğer artık esaslı bir başarıya ulaştığımdan sizleri de bundan haberdar edeyim istedim..
1 aylık bi çalışma sonunda azmin zaferi olaraktan çok feci ıslık çalabilme yeteneğimi kazanmış bulunmaktayım..
Evvetttt.. tey tey teyy... :D

Hatta öyle ki sokakta çalan bir ıslığa fiyuvv fiivvtt şeklinde cevap verip atışmalar bile yapabiliyorum..
Evet karşımdakileri tanımıyorum ama cevap veriyorum..
Evet,bir hatun kişisinin böyle tanımadığı kişilerle aşık atması hiç hoş diil...
Biliyorum ,biliyorum..
Herkes öyle söylese bile ben içimdeki bu ıslık çalma isteğini henüz durdurabilmiş değilim..Her türlü balkon-pencereye çıkma engellemelerine karşılık yinede çabalıyorum ve bu herşeyden çok çabuk sıkılan ben için büyük bişe..kkkk


Ayrıca sizde biliyosunuz ki çok zor kazandım bu yeteneği ,o yüzden öyle kolay kolay kaybetmeye hiç niyetim yok..

Denemek isteyenler olursa eğer bu yazımdaki aşamaları tek tek yaparsanız gerçekten oluyo..Çevreye saçtığınız gürültü kirliliği ve ses çıkarma denemeleri sırasındaki kısa süreli baş dönmelerini görmeyip pes etmezseniz eğer 1 aya kalmaz çok yetenekli bi ıslıkçı olmanız mümkün.. :D kkk

Neyse ben şimdi gidip dışarda çalan 3-5 ıslığa da cevap verip geliyorum..

Çalışmaya devam,durmak yok..Fighting.. :D

5 Mart 2014 Çarşamba

Sevimli Canavarlar Üniversitesi - Monsters University / 2013


2001 yapımı sevimli canavarlar filmini izlediniz mi bilmiyorum ama 12 yıl aradan sonra devam filmi niteliğinde çekilen Sevimli Canavarlar Üniversitesi ilk filmden aldığını o keyfi bu filmden de alacağınız konusunda çok iddialı..

Film Mikey'nin Canavarlar Üniversitesine nasıl gitmeye karar vermesiyle başlıyor..Canavar toplumunun başlıca öğesi korku olunca nazik,kibar ve düşünceli olan Mikey arkadaşları tarafından dışlanıyor..Tüm bunlara aldırmasa da tipinin insanları korkutmaktan çok güldürdüğü,komik bulunduğu için bu dışlama üniversiteye girince katlanıyor..
   

 İkilinin henüz sıkı dost olmadığı ve hatta ilk tanıştıklarında aslında çok da iyi anlaşamıyor olduklarına tanık oluyoruz filmin ilerleyen sürelerinde.
  

İtişip kakışmalar,rekabet etmeler derken işler çığırından çıkıyor ve ikilimiz okuldan atılma tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar..Okulda kalmanın tek yolu ise Korku Oyunları Turnuvasının kazananı olup bu şekilde okulun korkunç dekanına kendilerinin de korkunç olabileceklerini kanıtlayabilmek..


Mikey ve Sully'nin karşısındaki dişli rakipler bir yana, hiçbir iddiası olmayan ve çay kulübüne benzeyen bi kulüple turnuvayı kazanma ve bu sayede okulda kalıp hayallerinin büyük kısmını kaplayan Korku Fakültesine devam edebilme amaçları ilk başlarda sekteye uğrasa da , turnuva ilerledikçe bu sıkı dostluğun nasıl başladığına , birbirlerinin farklılıklarına nasıl tahammül edip ,eksik yanlarını tamamlayarak bunların üstesinden geldiklerini görüyoruz. 
Ve tabi içlerindeki potansiyeli fark etmelerini de..

  
Sonuçta herşey doğuştan değildir, Canavar olmak da öğrenilebilir! 

Ben izlerken çok eğlendim ki ilk filmi de defalarca izlediğimden bunda da hiç sıkılmadım diyebilirim..Keyifli zaman geçirmek için çok ideal bi film olduğundan kesinlikle tavsiye edilir.. :D

15 Şubat 2014 Cumartesi

İki Güzel Kitap: Kır Çiçeği Tepesi ve İncir Kuşları...

 Selam millet..
Geçenlerde katıldığım çekilişlerden kitap hediye edilmişti ve ben bi türlü fırsat bulamamıştım yazmak için..
Bugün onları paylaşıp bi kez daha teşekkür etmek istedim beni bu güzel kitaplarla tanıştıran kişilere.. :)


İncir kuşları kitabına Pinuccias Books blogunun sahibesinin 2013 biterken kendi kendine yaptığı şu yazısındaki çekilişten ismim çıkmasıyla kavuştum..Uzun zamandır okumayı istediğim ama listedeki kitaplardan bi türlü sıranın gelmediği bi kitaptı ve adımı listesinde görünce ne kadar mutlu olduğumu anlatamam..
Kpss hazırlıklarıyla uğraştığımdan kitap okuma işini baya bi askıya almıştım bi süreliğine ama dayanamadım dersi boşlayıp 2 günde bitirdim.. :)

Açık söylemek gerekirse Sinan Akyüz'ün bundan önce sadece Şahika ve Feraye kitabını okumuştum ve anlatımındaki basitlik ve nasıl derler tekdüzelik biraz rahatsız etmişti beni..Ama bu kitap hakkında okuduğum yorumlar çok çok iyi olduğundan farklı diye düşündüm ama ne yazık ki aynı anlatım dili bunda da vardı..
Çok hevesle başladım ama o anlatım tarzı çok rahatsız etti beni..Hele başlardaki diyaloglar... :( 


Okurken kitabın içine girmeyi ,olayları kahramanlarla yaşamayı severim ama bu kitapta bi türlü olmadı..Halbuki konu itibariyle yakından tanık olduğumuz ve gerçeklere dayanan bi konuya sahip ama anlatımın yavanlığı ve üslubunun kuruluğuyla beni kendine çekmekten çok itti diyebilirim..
Yazardan yana çok iyi bir edebi yön beklemiyorum zaten ama böyle bi konunun bu şekilde sıradan ve sıkıcı bi üslupla harcanmasına da üzüldüm açıkçası..
Evet olaylar hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak güzeldi ama Sinan Akyüz bi daha okumak istemeyeceğim bir yazar olarak da listede yerini aldı..


İkinci kitabımı ise bloggerlar arasında mutlaka duymuşsunuzdur ,asabi bakire'nin bu yazıdaki çekilişinden  kazandım..O ara kurban bayramı telaşı vardı ve bayram bitiminde sonuçları gördüğümde havalara uçtuğumu söylememe gerek yok sanırım..Arkadya yayınlarının en yeni kitabı olması sebebi daha bi mutluluk verdi tebi ki.. :D 

Neyse gelir gelmez başladım ve hemen bitmesin diye kendimi zorlayarak 3 günde bitirdim..Peki ne düşünüyosun kitap hakkında derseniz eğer tek kelimeyle bayıldım..


Anlatılan hikaye ,kurgu ve yazım dili öyle akıcıydı ki çabuk bitmesin diye o kadar uğraşmama rağmen nasıl bitti anlamadım bile...Son sayfaya gelince keşke biraz daha olsaydı da Lucy hakkında biraz daha bişiler öğrenebilseydim diye baya bi hayıflandım..500 küsür sayfa olmasına rağmen bi 100-200 sayfa daha olsa soluk almadan okurdum yani.. :) Kısacası harcanan zamana değecek süper bi kitaptı ..Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim..

Her iki kitap hakkında yorumum bu şekilde..Son olarak ise biraz geç oldu ama her iki kitapla tanışmamı sağlayan asabi bakire ve pinuccias'a çok çok teşekkür ederim.. :)

25 Ocak 2014 Cumartesi

Kimi to Boku / You and me 1-2 season


Selam milllet...
Daha önce blogda animelerle ilgili bi yazı paylaştım mı hatırlamıyorum ama ara ara izlediğim,fırsatını bulduğumda da pc başından kalkmadığım ,kalkamadığım bi tür benim için animeler..Öyle her bulduğumu izlemiyorum tabiki fazlasıyla seçiciyim lakin yine de önerilere açık olduğumu belirtmek isterim.. :D

Şuan bahsi geçmekte olan anime ise basit ve sıradan konusuyla aklımı çelmiş,karakterleriyle de kalbime taht kurmuş nadir animelerden ayrıca söylemeliyim..

Şimdi ,animemiz hikayesi itibariyle çocukluklarından beri birbirlerini tanıyan dört gencin günlük hayatlarından bahsediyo diyebiliriz.. Yakışıklı ikizler Yuuta ve Yuuki Asaba, hafif kadınsı tavırlı Shun Matsuoka ve sınıf başkanı Kaname Tsukahara.

 İyi ya da kötü arkadaş olmaları şart değilken onlar anaokulundan bu yana hiç ayrılmamış ve lisede bile halen birlikte takılan bi grup ergen takımı işte. Yarı Japon olan Chizuru Tachibana'nın da aynı sınıfa transfer olmasıyla bu ergenlerin günlük yaşamı hakkında olan bu komedideki arkadaş dairesine biraz ite kaka da olsa katılır.


Bunların dışında konusunda da bahsettiğim gibi ''birbirlerini çocukluklarından beri tanıyan dört gencin günlük hayatları anlatılıyor'' demiştim ya işte orda bi duralım.Klasik dizi formunun dışına çıkan bu animede bir amaç ya da sonuç yok ve olaylar sona bağlanıcak diye hiç beklemeyin baştan anlaşalım.. :) Anime boyunca her bölümde farklı bişi olmak kaydıyla çocukların başlarından geçen ve günlük yaşadıkları olaylar anlatıldığından, gayet sade,göze çarpan bi ekşın olmadan ilerleyen sıradan çocukların sıradan yaşamları diyebiliriz..

Örneğin bi bölümde aşık olma denemelerinden bahsediyorken diğerinde çocukluklarına dönebiliyor..Ya da başka bir bölümde okul festivalinde neler olduğunu o birkaç günde çocukların neler yaşadığını anlatıyosa, diğer bölümde başka bir zamanda üçüncü sınıfların mezun oluşunu anlatıyor gibi..


Konu olarak sıradan dedim ama aklınıza çok sıkıcı bişiler gelmesin..Karakter analizleri sayesinde diziyi izleten bi yapımdı bence..
Her konuda başarılı ve sırf bu yüzden yapacak bişey bulamayan,içi geçmiş ayran gönüllü yuuki ve her konuda onu dengelemeye çalışan ikizi yuuta..
Hala anaokulu öğretmenine aşık olan,her fırsatta çocukları başından atmaya çalışan atarlı ergen kaname..Ortamı yatıştıran,sakin karakterli hafif kız görünümlü olduğundan aşık olunası karakter shun.. Ve grubun sonradan geleni, bahtsız bedevisi ama neşe kaynağı olan chizuru..

  
  

Karakterlerin çizimi ve eğlenceli yapılarından dolayı ben izlerken çok keyif aldım..Ara ara çocukların minik hallerini göstermeleri ve zaman içindeki değişimleri,ortak bi geçmişe sahip oldukları için chizuru'nun olayların çoğundan bişi anlamayıp ortalığı birbirine katması filan çok eğlenceliydi..Bide bölümler arasında çok bağlantı olmadığından ve her bölümde farklı şeyler yaşandığından baya sevdim ben..Aaa bide kediler..Bölüm sonlarında ya da aralarda çocukları temsilen çıkan kediler çok sevimliydi ve animeye dair hoş ayrıntılardan biriydi..^o^



Kısacası ekşınsız ,gerim gerim germeyen ve lisede geçen anime komedilerini seviyosanız eğer gayette iyi bir seçim olabilir..Ayrıca 13'er bölümden oluşan 2 sezonu sayesinde tercih sebebi sayılabilir..
Keyifli seyirler..
(yalnız değilsin chizuru..sana katılıyorum :D)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...