28 Ağustos 2013 Çarşamba

Islık Çalabilme Denemeleri Part 1 ^__^


Selam millet..
Görüşmeyeli ne alemlerdesiniz bilmiyorum ama ben çok feci alemlerdeyim..Evet yine.. :D
Bugün pc başında dolanırken aklıma durduk yere olmayacak fikirler düştü..
Çok uzun zamandır ıslık çalabilmenin yollarını arıyodum ama bi süredir unutmuştum ..Lakin 1 hafta sonraki music bank'i hatırlayınca yeniden çalışmalara başladım ben.. :D

İlk denemelerimin başarılı olduğunu söyleyemiycem ne yazık ki..
Pek hoş olmayan bir yığın denemeden sonra 3-5 fiyuuuuvvt sesini anca çıkarabildim..( Beceriksiz miyim neyim.. )
Neyseki internet denilen şeyde herşeyi bulabilmek mümkün..Forumlarda dolanıp nasıl ıslık çalınır konulu bi yığın konu okuduktan ve youtube da bol ıslıklı videolar izledikten sonra feci gaza geldiğimi söylememe gerek yok dimi.. hihi..Birde Google görsellerde ıslık nasıl çalınır başlığıyla resimli olanlarına denk gelince..


Evet görünce aynı gifteki hatun gibi olduğum ve yapanın arkasından arkasından çok dua ettiğim kesin.. :D

Neyse şimdi bunun püf noktası elimizi ilk resimdeki gibi yaptıktan sonra dilin altından temas edecek şekilde kıvırıp bastırmaktaymış..


Ha bide dudaklarımızı kapatabildiğimiz kadarıyla kapatıp ,arada çok boşluk bırakmamak gerekiyomuş ..Aradaki boşluk fazla olursa hava üflersiniz sadece diyo bunu yapabilen üstatlar..


Fakat sorun şu ki kolay olsa bile sabahtan beri uğraşmama karşın şöyle afilli bi ıslık sesi çıkaramadım.. Ama cılız sesli 2 denemem oldu ve feci mutlu oldum..Çok havalı bişey..^o^
Gerçi ben öyle deli deli gülünce evdekiler başıma üşüştü bişey mi oldu diye ama olsun..İnsanlık için küçük kendi adıma büyük bi adım attım.. :D

Yinede bundan başka daha kolay bi şekilde yapabileceğim,ıslık çalabileceğim yöntemleriniz varsa duymak isterim..
Ve bu konuyla ilgili her türlü yardıma açık olduğumu da.. :D




25 Ağustos 2013 Pazar

Harry Potter 8-9-10 Geliyor!



'' J.K Rowling, Amerikalı televizyoncu Oprah'a yaptığı açıklamalardan sonra, asıl bombayı İngiliz basınına patlattı: Serinin yeni kitapları yolda!

Harry Potter 8-9-10 Yolda mı?

J.K Rowling, Temmuz ayında Oprah Winfrey'e açıklamalar yaptığında, çok ciddiye alınmamıştı. Geçtiğimiz günlerde yeni bir açıklama geldi. Rowling, İngiliz basınına: "Harry Potter dünyasından kopmak çok zor. Karakterler adeta çocuklarım gibi. Yakın gelecekte, serinin devamını yazarsam kimse şaşırmasın. Daha anlatılacak çok hikaye var ve hepsi kafamda şekillendi." ifadelerini kullandı. Elbette kazanılacak bolca sterlinden bahsetmemeyi tercih etti...

Ayrıca facebookta yazan habere göre J.K Rowling 7. kitaptan sonra daha yazmayacağını ilan etmişti fakat kızı Jessica'nında 8. kitabı yazması konusunda ısrarcı davrandığını ve bu nedenle 8. kitabı yazdığını söylüyor.Hatta 9 ve 10. kitapları da yazabileceğinden bahsediyor.
Fakat J.K Rowling yeni kitaplarda Daniel Radcliffe'nin eskisi kadar ağırlıkta olamayacağının da altını çiziyor.Bu yüzden Daniel Radcliffe'nin eskisi kadar ağırlıkta olamayacağını düşündüğü için kitapta James Potter'ın hayatı anlatılıyor.


Bir diğer facebook haberinde de; J.K Rowling Harry Potter Serisinin 8. kitabı olan (muhtemel adı) Harry Potter Ve Kayıp Asa kitabını yazdığı söyleniyor.Hatta şu an filmi çekildiğine dair söylentiler bile var...
Harry Potter Ve Kayıp Asa'da Ölüm Yadigarları Part 2'den 10 sene sonrası anlatılıyor deniliyor.Kitabın kahramanı da büyük ihtimalle Harry Potter'ın oğlu James Potter olacak.
Filmin yayınlanma ise tarihi şu an belli değil. ''


Bence bu harika bi haber eğer doğruysa tabi...(doğruymuş,kontrol ettim..)

Sizi bilmem ama koyu bi HP fanı olarak bu habere bayıldığımı söylememe gerek yok sanırım..
Umarım haberler tırt çıkmaz ve en kısa zamanda resmi duyuruları görebiliriz... :)

Bunların dışında tek kaygım HP serisiyle iyi bi başarı yakalayan Rowling'in ticari kaygıların ağır basmasıyla kitaba yeteri kadar özeni göstermemesi olabilir..Ve yine umuyorum ki bunların hepsi benim hüsn-ü kuruntum olarak kalır ve bu devam kitaplarından da ,ilk kitaplardaki o mükemmel hisse ve tada ulaşabiliriz.. ^_______^


Kaynak 1

Kaynak 2

Röportaj

Not:Şimdi azıcık daha kurcaladım da bu haberler çıkalı baya olmuş..Ben mi gündemden geri kaldım yoksa aramızda bununla ilgili bi bilgisi olan var mıydı çok merak ediyorum.. 

15 Ağustos 2013 Perşembe

İlginç Bir Animasyon : Doğal Kahramanlar / Epic (2013)


Blogu takip edenler artık biliyolar ki iflah olmaz bi animasyon izleyicisiyim ben..
Bu filminde fragmanları haberleri ortalıkta dönmeye başladığında evet dedim,yine süper bişi geliyo.. :)
Konusuna baktığımızda aslında tipik bi iyi-kötü mücadelesini anlatan animasyon Doğal Kahramanlar..Tek fark sadece işlerin doğa üzerinden yürüdüğü ve içten içe doğa ile ilgili verdiği mesaj..Büyülme küçülme hikayesiyle biraz Gülliver biraz Arriety ,doğayla ilgili olduğundan da biraz Tinker Bell karışımı bi animasyon gibi aslında..

Mary Katherine'in babasının doğanın görünmeyen kahramanlarıyla yaptığı araştırma onu hayattan soyutlamış ve bilinmedik bi yerde araştırma yapmaya itmiştir..Lakin bu araştırma ailesiyle arasını açmış ama annesinin ölümünün ardından Mary Katherine babasının yanına dönmek zorunda kalmıştır..

Değiştiğini umduğu şeylerin aynı yerde durduğunu görünce hayal kırıklığına uğrayan M.K (mary katherine) geldiği gibi geri dönmeye çalışırken bi anda babasının araştırmasının yalan diilde gerçek olduğu farkeder..Bu gözle görülemeyen minik yaprak adamlar doğayı ayakta tutup canlığını ve devamlılığına sağlayan askerler gibidir..Yalnız M.K ortaya çıktığı anda orman kraliçesinin ölümüne denk gelince ister istemez olaylara dahil olup yaşamsal döngünün sağlanabilmesi için gerekli olan tomurcuğun taşıma görevini zorla da olsa kabul etmek zorunda kalır..Bu uğurda ormanın kötü yaratıklarıyla ve onların ormanı çürütüp dengeyi bozmakla ilgili olan planlarıyla savaşmak zorunda kalsa da..


Daha önce Stüdyo Ghibli yapımı Arriety (aşırıcılar) filmini izlediniz mi bilmiyorum ama ben izlerken aklıma o film geldi..Onda böyle minik insanlar ve hayatta kalma mücadelesi vardı..İyi- kötü savaşı olmadan..


Görsel açıdan gayet doyurucu olan filmimizde fantastik bi dünya gerçekliğini kabul ettirebilmek için gereken her türlü şey mevcut..Yaprakların aslında gerçekten yaprak olmadığı yada çiçeklerin herhangi bi çiçek olmadığı gibi..

Genel olarak baktığımızda rio ve buz devri gibi ünlü yapımlar çıkaran şirketin yaptığı bu iş görsel olarak gayet iyi ama konu olarak içi tam dolu değil gibi..Tanıtımlarında daha çok beyonce'un adı geçtiğinden değilde daha çok konusu bakımından uzun zamandır beklediğim bi animasyondu ama nedense izlerken bişiler eksik gibi yada boş gibi hissettirmesi tuhaftı.Böyle bi konu ve görsellikle çok daha akılda kalıcı yapabilirken neden böyle üstün körü yapılmış havası sezdim bilemiyorum..Bittiğinde ''harika filmdi,bi kere daha izlemek istiyorum'' değilde daha çok '' hıı,iyi fena değilmiş'' dedirten türden bi animasyondu bence..ki ben film bittiğinde tam olarak bu cümleleri kullandım zaten.. :D


Ayrıca farkettiniz mi bilmiyorum ama disney'in son zamanlarda yaptığı her animasyonun çizimleri özellikle de başrol olanlarınki benzer olmaya başladı..İzlerken Nod neye benziyo diye düşünürken tumblr da bunları gördüm.Tek aklına gelen ben değilmişim demek ki..Bunu en iyi tangled ve bu film karşılaştırmasında görebilirsiniz.. :D




    

Bunların dışında filme dair sevdiğim şeylerde vardı..

Çizimleri,ormanın tasvir ediliş şekli,renkler hepsi capcanlıydı..Herkesin hayalindeki orman gibi..Köy,orman,doğa kavramı şimdilerde kalmadığından ve benimde yaşayamamış olmamdan mütevellit bunu çok sevdim.. :)

Sonraa salyangoz ve sümüklü böceğin halleri çok eğlenceliydi..
O kadar şekerlerdi ki neredeyse film boyunca gözüm hep onları aradı diyebilirim.. :D 

Bizim için önemli olmayan bişeyin doğaya verdiği zarar hakkında bilgilendirmesi ve minikte olsa mesaj vermesi fena değildi..Gerçi farkındalık yaratır mı sanmıyorum ama..Genelde izlediklerimizden diilde yaşadıklarımızdan ders alan bi toplumuz çünkü.. :D

Bunların dışında çoluk çocuk izleyebileceğiniz keyifli vakit geçirtecek türden bi animasyon..

Ama yinede bi buz devri yada bi sevimli canavarlar beklemeyin derim ben..^___^


30 Temmuz 2013 Salı

Haruyo Morita’nın Kadınları



Haruyo Morita bizdeki minyatür sanatına benzer çizimler yapan ve ağırlıklı olarak geleneksel japon kadınları figürleri çizen bi sanatçı..
Resimlerine ilk bakıldığında göze çarpan tek şey çizimlerin inanılmaz renkli ve gerçekçi oluşları..Açıkçası büyülü bi dünyaya davet edermişcesine bakmaya doyamadım ben..Bunun dışında göze çarpan hiçbir iticilik ya da bi sertlik unsuru yok..Resimlerin hepsi çok yumuşak ve naif bi havaya sahip diyebilirim..


Sanatçının özgeçmişine baktığımızda 1945 yılında Japonya’nın Kita- Katsushika kentinde doğmuş ve küçük yaşlardan itibaren sanatsal yetenekleri çok belirgin olduğundan 1960 yılında katıldığı bir resim yarışmasını kazanmış. 


1972 yılına kadar kimono ressamı ve tasarımcısı olarak çalışmış ve Morito'nun tasarımları geleneksel Japon tarzını yansıtmakta. 1977 yılında Londra’ya taşınmasıyla çalışmaları Londra, Honolulu, Los Angeles, New York, Suudi Arabistan, Tokyo ve Yokoyama gibi büyük kentlerde sergilenmiş. 


Ayrıca çalışmaları eşsiz bir ulusal miras olarak görülmektedir deniliyor tanıtımında..Genel olarak bakıldığında Japon tarihinde Edo ve Meiji dönemlerini temsil ettiği söylenebilir..Ayrıca çizimlerinin çoğunluğunu kır ortamında güzel görünen Geyşalar oluşturur..
Bakıldığında da anlaşılacağı gibi çalışmaları çok ayrıntılı,zengin ve kadınsı..

         



   

  

not:resimlerin hepsi google görsellerden alınmıştır..


16 Temmuz 2013 Salı

Mükemmel Saha / Pitch Perfect (2012)

Uzun bi süre ara verdiğim hollywood yapımlarına dün itibariyle geri dönüş yaptım..Başlangıç olarak seçtiğim filmlerden biri olan Pitch Perfect filmini bi blogger'ın paylaştığı video vasıtasıyla gördüm ve baya eğlenceli göründü gözüme..İzledikten sonra evet dedim iyi bi seçim yapmışım..Müzikal kısmı ağırlıklı olan bu film tipik amerikan üniversite gençliğinin çabalarını göstermesi bakımından keyifli vakit geçirmemi sağladı bi bakıma..Tabi bunda bol müzikli olması yadsınamaz.. :D


Filmin konusuna gelirsek eğer ; başrolde tipik asosyal, insanlarla iletişim kurmaktan kaçınan müzikle baya baya ilgili,kendi çapında aranjmanlar yapıp bi müzik prodüktörü olmayı kafasına koyan Beca adında bi kızımız var..Üniversiteye adım atmasıyla bu zaman kadar koruduğu duvarları bir bir yıkılan kızımız mümkün olduğunca kendini ortamlardan uzak tutup kendi halinde takılmaktadır..
Lakin bu babasının hiç hoşuna gitmez..Bi anlaşma yaparlar ve babası eğer yıl sonuna kadar Beca ortamlara girip çıkmaz ve üniversitenin tadını çıkartmazsa asla L.Angeles'a müzik eğitimi için gidemeyecektir.. (bu arada Beca'nın oda arkadaşı olan atarlı koreli kızın derdi neydi çok merak ediyorum..gerçekten..)


Çaresiz kabul eden kızımız Akapella gruplarından birine katılır..Lakin bu oldukça garip bi gruptur ve her biri birbirinden feci şekilde farklı bi grup kızın içinde bulur kendini..Grubun lideri gibi davranan Aubrey ile vokal grubunun sıradan düzenlemeleri ve sıkıcı dansları konusunda takışınca olay büyür ve okulun çılgın akapella dünyasının içinde hep beraber en iyisi olmak için mücadele etmeye başlarlar..


Konuyu kısaca böyle özetledim ama bu filmin içinde bi gıdımda olsa aşk var..Tamamen tepişmeli bi üniversite filmi değil..Ayrıca bol bol müzik var ki bu benim izleme sebeplerimden biriydi..

Bu arada akapella nedir derseniz aslında A capella olarak geçen ,enstrüman olmadan kişilerin ağızlarıyla yaptıkları dımtıslı müzik türü diyebilirim..Filmde bunun nasıl yapıldığı filan anlatılmıyo ve pek bilgi de verilmiyo ,bunun yerine sadece sahnede gösteriliyo ama yinede espriler ve komedi unsurları sayesinde göze batmıyo..Kısacası bu neydi ,nasıl oldu gibi soruları düşündürtmeyen bi film..


Ayrıca daha önce mutlaka duymuş yada görmüşsünüzdür bu müzik türüne ait bişiler ama bu filmdekiler çok orjinaldi..Benim tavsiyem boş bi vakitte mutlaka izlemeniz..Gerçi ben ilk önce TR dublajlı izledim ama altyazılı versiyonunu izlediğimde daha iyi bir seyir zevki verdiğini söylemeliyim..Her iki grubun final gösterileri ise görülmeye değer..Müzikler ve koreografiler çok hoş,mutlaka izleyin..



Son olarak ise filmin başrol oyuncusu Anna'nın seçmelerde bardakla yaptığı müzik için bir video klip yapılmış..Baştan sona dinlemek isterseniz oda burada... :)






2 Temmuz 2013 Salı

Mini Bir Dizi : A Young Doctor's Notebook


A Young Doctor’s Notebook, Rus edebiyatının güçlü isimlerinden Mikhail Bulgakov’un mini öykülerinden oluşan kitabı A Country Doctor’s Notebook adlı yarı otobiyografik kitabından uyarlama bir dizi..Toplamda 4 bölümden oluşsa da bölüm süresi 20 dk.yı aşmadığından tercih sebebi sayılabilir..


Ayrıca diziyi izlerken kafa karışıklığı olmasın diye baştan söyleyeyim..Doktorun zaman içindeki değişikliğini bir 1917 senesi birde 1934 seneleri arasında gidip gelerek öğreniyoruz..


Rus devriminin yeni yeni baş gösterdiği 1917 yılında , Moskova üniversitesinin Tıp bölümünden birincilikle mezun olan doktorumuz Vladimir Bomgard zorunlu hizmetini yapmak üzere Rusyanın ücra bir köşesine hastane yöneticisi olarak atanır..Kafasında kariyer planları ve sorumluluk almanın heyecanıyla geldiği bu yerde umduklarının hiçbirini bulamaz..Değişik hastane çalışanlarının yanı sıra,batıl inançları ve değişik isteklerle gelen hastalarla da uğraşmak zorunda kalır..Bunların yanı sıra tüm bu stres ve kendi rahatsızlığı için kullanmaya başladığı morfin doktorun hayatını bambaşka yönlere çeker..

Suya sabuna dokunmadan anlatabildiğim kadarıyla konusu kısaca böyle..Orta yaşlardaki doktorun genç yaşlardaki haline verdiği tavsiyeler ve aralarında geçen konuşmalar diziye renk katan öğelerden..Genç halinin yaptığı yanlışlarla ,yaşlı halinin uğradığı değişiklikler ise çok ilgi çekici..
Neyse ki bu dizide ucu açık ingiliz dizilerinden farklı olarak bu dizide belirli bi son mevcut..
Tek sorun çok kanlı olmasada ilkel şartlarda yapılan ameliyatlar..İzlerken bazı yerlerde gözümü,bazı yerlerde de hem gözümü hem kulağımı kapatmak zorunda kaldım.. :D 

Oyuncu kadrosu da afişten de anlaşılacağı gibi bilindik..Harry Potter filminin yıldızı Daniel Radcliffe doktorun gençlik halini oynarken, Mad Men dizisinin yakışıklı aktörü Jon Hamm ise orta yaşlı hallerini canlandırıyor..

Ayrıca tanıtımlarda tür olarak drama-komedi yazsa da komedi namına çokta bişi beklemeyin derim ben..''Aa ne komikmiş, hihi ne çok güldüm ama'' gibi sözcükler bu diziyi izlerken kullanmak zorunda kalmayacağınız sözcükler olucak, bilginize.. :D

Son olarak izlemek gerekir mi sorusuna yanıtım ise ''hayır''...Bloglarda yazan yazılara aldanıp izlemiş bulundum ben ama bu kadar abarttıkları neydi anlamadım..Böyle mükemmeldi,şöyle muhteşem oynamışlardı,mimikleri harikaydı derken gaza geldim belki ama dizi bittiğinde ''hııı bu muymuş yani izlemesem de olurmuş '' dedim..Haberiniz olsun.. ^______^


25 Haziran 2013 Salı

Şirinler 2'den Yeni Fragman Geldi...


Çocukluğumuzun vazgeçilmezi ve 2011'in sevilen yapımlarından olan Smurfs ya da Türkçesi Şirinler'in 2.filmi 1 ağustosta vizyona giriyor..Ama bundan önce geçtiğimiz günlerde filme dair ikinci bi fragman daha yayınlandı..
İlk filmi izlediniz mi bilmiyorum ama gayet eğlenceli bi animasyondu..Her ne kadar imdb'den pekte iyi bir not alamasa da ben izlerken baya keyifli vakit geçirmiştim..

Konusuna baktığımızda ilk filmde Gargamel yüzünden günümüz dünyasına adım atan şirinler bu sefer Şirine'yi kurtarmak için geliyorlar..2.film kendisini daha güçlü yapmak isteyen Gargamel'in şirin özüne ihtiyaç duymasıyla başlıyor..Kendi şirinlerini yapan Gargamel'in Naughties (Yaramazlar) adını verdiği yaratıkları mavi şirinlere dönüştürebilmesi için gereken büyüyü Şirine'nin bildiğini öğrenince onu kaçırıyor ve peşinden macera başlıyor...

Animasyonsever bi insan olarak fragmandan gördüğüm kadarıyla ilk filmden daha eğlenceli bi yapıya sahip..Sabırsızlıkla olmasa da merakla bekliyorum... :)


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...